Monthly Archives: Ağustos 2015

Belgrad

Uzun bir aradan sonra ülke sınırları dışına çıkmışken ve üstelik bu seyehatten pek memnun kalmışken, yazmamak olmazdı. Bu yazının konusu Sırbistan’ın başkenti Belgrad…

Biz seyahate gitmeden önce bloglardaki Belgrad yazılarından epey faydalandığımız için, ben de elimden geldiğince tasvir etmeye çalışacağım.

Hotel PalaceHerhangi bir tura bağlı kalmadan gitmeyi sevdiğimiz için, gezi planını kendimiz yapalım istedik ve merkeze yakınlık kriterini baz alarak, Hotel Palace’ı seçtik. Burası 1923’te açılmış, dolayısıyla her konuda pek tecrübeli ve yardımcılar. Konumu muhteşem, Belgrad’ın kalbi olan Knez Mihailova caddesinin dibinde.. Kahvaltı gayet yeterli.Odalar temiz, pak ve sade fakat lüks beklentiniz varsa hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Bizim öyle bir isteğimiz olmadığından, pek memnun kaldık.  Otelin kapısından çıkar çıkmaz, sağda pek şık bir restoran var, ismi Supermarket Deli..Günün her saati kalabalık, yemekler İstanbul’daki benzerlerine kıyasla makul ve üstelik çok lezzetli..

Yukarıda bahsettiğim Knez Mihailova caddesi (gitmeden önce okuduğumuz bloglarda da yazdığı gibi) İstiklal ve Bağdat caddelerinin güzel bir karışımı..Her dem kalabalık, hareketli, bolca kafe-restoran ve galeri mevcut. Knez MihailovaSenfoni orkestrasından hallice grupların sokak konserleri de var, break dans ile izleyenleri coşturanlar da..Sırbistan’ın para birimi Dinar ve 1 Euro yaklaşık 120 Dinar’a denk geliyor. Knez Mihailova’nın civcivli ve sempatik kafelerine bira ya da kahve içmeye oturduğumuzda, gelen hesaba her seferinde şaşırıyoruz. Koca koca biralar 120-200 Dinar arasında, kahveler deseniz keza. Kaldığımız 3 gün boyunca sürekli “İstanbul’da bunu yesen/içsen şu kadar tutar, amma ucuz burası ya” sohbetini yapmadan sofralardan kalkmamaya özen gösteriyoruz.

Belgrad’ın en beğendiğim yerlerinden birinde sıra; Skadarlija, yani Bohemian Quarter. Burası bizim Kumkapı gibi (Yurt dışındaki yerlere “aynı bizdeki x” demek  sadece bize özgü bir hastalık mı acaba?). Arnavut kaldırımlı bir yol düşünün, sağlı sollu her tarafı acaip sempatik kafeler, meyhanelerle dolu. Kulağınızda akordeon ve kontrbas melodileri, huzur içinde yiyip içiyorsunuz..

IMG-20150802-01002 IMG-20150802-01001

Belgrad’ın enteresan yerlerinden biri de Ada Ciganlija. Sava Nehri’nde yüzmek, sahilde sıralanmış onlarca kafede keyif yapmak ve deniz bisikletine binip yorgunluk atmak isterseniz, burayı ziyaret edin. Köprünün Yeni Şehir tarafında kalan bu suni plaja şehir merkezinden bir otobüsle 10 dakikada ulaşabilmek mümkün.

IMG-20150803-01040 IMG-20150803-01042

Şehrin önemli simgelerinden biri, aynı zamanda havaalanına da ismini veren kişi; tabi ki Nikola Tesla. Haklı bir gururla turistik birçok öğede Tesla’yı kullanmış Sırplar. Fakat buna rağmen Nikola Tesla müzesini bulmak için epey sormak ve yürümek durumunda kaldığımızı da belirtmek isterim.  Deneyleri uygulayan ve anlatan rehberin turuna yetişemediğimiz için sadece içeriyi turladık, bu sebeple anlatım saatlerini öğrenip gitmekte fayda var, tabi bilime ilgi duyuyorsanız.

IMG-20150802-00990 IMG-20150802-00995

Belgrad’ın mihenk taşlarından Kalemegdan’ın, Osmanlı içerikli tarihçesi hakkında buradan fikir edinebilirsiniz. Biz Kalemegdan’ı gezerken, gelin, damat ve kalabalık bir davetli grubu Sırp bayrağı eşliğinde fotoğraf çektiriyordu. Buranın manzarası çok etkileyici, Sava Nehri’ne karşı oturup bir şeyler içebilirsiniz.

Kalemegdan

Meşhur yemekleri Cevapcici’yi denemek için Manufaktura adında bir lokantayı seçtik. Yemekleri, dekorasyonu, servisi o kadar hoştu ki, gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Knez Mihailova’ya pek yakın olan bu mekanda Cevapcici’yi, yerel Balkan lezzetlerini ve Sırp şaraplarını deneyebilirsiniz.

IMG-20150803-01062

IMG-20150803-01052

Türkiye’den vizesiz olarak gidilebilen, açık hava müzesi niteliğinde, cıvıl cıvıl kafe ve restoranlarla dolu Belgrad bize çok keyif verdi. İnsanlar misafirperver, neşeli, gece geç saatlere kadar hareketli bir yer Belgrad. Biz genel olarak hep Eski Şehir kısmındaydık, bu anlattığım yerler de (Ada hariç) bu bölgede yer alıyor. Yeni Şehir tarafını pek gezemediğimiz için orayla ilgili bir yorum yapamıyorum. Eski Şehir’deki gezintilerimizin çoğunu yürüyerek yaptık, otobüse/taksiye pek ihtiyaç duymadık. Hem zaten yurt dışı seyahatlerin şanından değil midir sokakları arşınlayarak gezmek…

Gitmeden önce okuduğumuz bloglarda taksilerin pek tekin olmadığına dair bilgi edinmiştik, sadece Pink yazanları öneriyordu gezenler. Biz de taksi kullandığımızda bu tavsiyeye uyduk ve hiçbir sorun yaşamadık.

İyi gezmeler 🙂

IMG-20150803-01043 IMG-20150803-01051 IMG-20150802-00970 IMG-20150802-00968

Notlar

1- Otelin fotoğrafını çekmemişim, yazının başındaki görseli http://www.panacomp.net adresinden aldım.

2-Knez Mihailova fotoğrafı pl.wikipedia.org adresinden…

3- Kalemegdan fotoğrafı ise http://www.eurobelgrade2015.org sitesinden…

4- Nikola Tesla müzesini ararken, parlamento ve eski posta binalarına yakın bir yerde aşağıdaki pastaneyi keşfettik. Burası 1851’de açılmış şahane bir kafe. Okunuşunu bilemiyorum, o yüzden ismini içeren fotoğrafı koyuyorum. Ayrıca burada ve diğer bazı kafelerde menüde ‘Turska Kafa‘ göreceksiniz, şaşırmayın. Fena da yapmıyorlar hani bizim kahveyi cezvede:) IMG-20150802-00972 IMG-20150802-00976 IMG-20150802-00973

Yorum bırakın

Filed under Biri Kaçamak mı Dedi ?, Tadı Damağımda Kalanlar