Tag Archives: yeni yıl

Yıl Sonu Temennileri

Çok güzel bir söz okudum bugün: “2017 bana hiçbir şey getirmesin, sadece sevdiklerimi götürmesin yeter.”

Dileklerimin kısa bir özeti bu cümle… Uzun  uzun beklentilerimi, hayal ettiklerimi yazmayacağım,hatta kafamdan bile geçirmeyecegim. Elimdekileri kaybetmeyeyim, ‘ah aslında ben ne kadar mutluymuşum da farkında değilmişim’ demeyeyim, faydam dokunsun sevdiklerime, kendime ve tuhaf dünyaya; yeter…

İnsanların hiç uğruna ölmediği, milletin birbirini yemediği, sevgimizi ve iyi niyetimizi daha bol gösterebildiğimiz bir yıl olsun; yeter.

Kimsenin hakkını yemediğim, kendiminkini de başkasına yedirmediğim, sevdiklerimi ve şahsımı üzmediğim bir sene geçirelim; yeter.

Çok mutlu seneler…

Yorum bırakın

Filed under içimden geldiği gibi

Eskidendi, Çok Eskiden…

Aslında bu yazıyı Aralık ayında, yıl sonu değerlendirmesi niyetine yazıp, hem geçmiş yılın muhakemesini yapacak hem de yeni seneden istediklerimi sıralayacaktım. Ama olmadı,çünkü ‘zamansızlık’ denen ve benim aslında “bir eylemi yapmamak için üretilen bahane” olarak tanımladığım çağımızın moda olgusu herkes gibi beni de sardı…

2013; son iki hanesinin algılarımızda yarattığı uğursuzluk simgesinin aksine, kişisel tarihimde önemli ve güzel bir dönem olarak yerini aldı. Dönüm noktaları olarak tabir edebileceğimiz olaylar yaşadım, çok sevindim, duygulandım, bazen bocaladım, kızdım, şaşaladım, zaman zaman üzücü kayıplar yaşadım; yani uzun lafın kısası herkes gibi kendi dünyamın merkezinde bir yılı daha devirdim.

Büyük resme gelirsek; ülkece (yarısı) silkindiğimiz, haksızlıkların ve adaletsizliklerin diz boyundan da öte gırtlağa dayandığını idrak ettiğimiz, birçok çarpıklığın gözler önüne serildiği bir dönem yaşadık. Ne olursa olsun insanlığa, vicdana, adalete ve “güzel bir dünyaya” inanmak istiyorum halen..

Bundan 3 sene önce, sene başında yazdığım yazıma takıldı gözüm ve fark ettim ki; benim hayattan dilediklerim pek değişmemiş, zira oradaki maddelerin hepsi halen benim beklentilerimi oluşturuyor.

Derken 2014 başladı; iki hastalık haberi geldi yakınlardan…Biri;  neredeyse 20 yıllık geçmişimizin olduğu yakın bir dost. Atlatacağına ve bugünlerin geride kalacağına inancımız tam, fakat bu olayla birlikte “sağlıktan önemli hiçbir şey olmadığı” tekrar tokat gibi çarptı yüzümüze. Diğeri ise bir aile dostumuz, çocukluğumdan beri tanıdığım, bildiğim biri. O melun hastalığı yenemedi ve bu dünyadan göçtü gitti..İşte o vakit “hayatın ne kadar boş olduğu” yine dank etti kafamıza.

Ama insanoğlu bir türlü  akıllanmıyor, ders almıyor..Bir süre sonra yine hayatın hızına, günlük gailelerin hırsına kaptırıyor kendini ve ufacık tefecik şeyleri kendine sorun etmeye devam ediyor. Şairin dediği gibi “Ömür dediğin 3 gündür  Dün Geldi geçti, yarın meçhuldür / O halde ömür dediğin  Bir gündür, o da bugündür”…

Bugünlerde aklıma Sezen Aksu’nun “Eskidendi, Çok Eskiden” şarkısında geçen “Hani biz kimseye küsmemiş, hani hiç kimse ölmemişken..Eskidendi, eskidendi…Çok Eskiden…” dizeleri takılıyor.

Melankoli yapıp boşvermişliğe kapılmak değil bu yazının amacı, aksine; bazen biraz yavaşlamak, hayatın tadını çıkarmak, sağlığın, ailenin, dostların ve yaşamın kıymetini bilmek gerektiğini vurgulamak istedim.

Hepinize Mutlu Seneler…

Yorum bırakın

Filed under içimden geldiği gibi

Yeni Sene

Büyüdükçe insanın zaman mefhumunda çok enteresan değişiklikler oluyor sanırım. Eskiden seneyi, haftayı hatta günü ve saati çok daha hissederek, içe sindirerek ve dolu dolu yaşarken, son 1-2 senedir ayın ilk haftasından sonra, aniden bitişini idrak eder hale geldim.Herhalde 10 sene sonra bu duygumu yazıya dökerken “senenin başı-sonu” ölçeğine ilerlemiş olacak.

Hayatımda hiç “yeni yıl kararları” , “20xx’te yapılacaklar” listem olmadı, bu sene de böyle maddeler oluşturmadım, ama eski yıldan devreden bazı mevzular mevcut haliyle…Beni üzen, sıkıntıya sokan cephede biraz radikal kararlar almam gerekecek…O sınavı verip temel refah seviyeme ulaştığım zaman; Maslow Piramidi misali, “olmasa da olur, ama olursa şahane olur” türünden planlara gelecek sıra.. Bunların içinden menfi, yani direk şahsıma hizmet edenler, kamuya açılanlar, belli birilerini mutlu edecek olanlar ayırt edilecek, tembelleşilmeyecek.

7 yaş çocuk naifliğindeki listemi şu anda oluşturmakta ve burada ifşa etmekte sakınca görmüyorum:)

*Ailemde, eşimde-dostumda ve bende herhangi bir sağlık sorunu olmaksızın, çok dinamik, enerjik bir hayat

*İç huzurun tavan yaptığı, insan ilişkilerinde mutluluğun doruğa ulaştığı bir sene

*Stresten uzak, kahkahası bol, neşeli ve huzurlu bir iş hayatı (bkz. Ütopya)

*Yanında olmaktan keyif aldığım canlılarla uzun sohbetler, gülmekten ağzımın ağrıdığı zaman dilimleri

*Kimseye kırılmadan, gücenmeden; bittabi kimsenin de kalbini kırmadığım, gül gibi geçinip gittiğimiz bir yıl

*Duyarlılıktan vazgeçmeyen, dünyada başkalarının da yaşadığını ve özgürlüğün başkalarının hakkına tecavüz olmadığının idrak edildiği, benim de aklımın köşesinden hiç ayırmadığım bir mentalite

*Etrafımdaki –hatta dünya üzerindeki- insani duygularını kaybetmemiş, canavara dönüşmemiş, “aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür” insanlarda artış

*Ülkede yaşanan saçmalıkların sayısında yaşanan azalma ile şaşırılan, şok olunan günler,

*Buraya yazamayacağım bir madde daha

Bugüne kadar yaşadığımız en güzel sene 2011 olsun !

Yorum bırakın

Filed under içimden geldiği gibi

Sene Sonu Muhasebesi

Bir kısa yılı daha devirmek üzereyiz; kısa diyorum çünkü geçen seneyi halihazırda yaşadığımız seneye bağlayan yılbaşı kutlamasına sanki 6 ay önce katılmış gibiyim. Zaman o kadar garip bir mevhum ki; 365 güne sıkışmış yüzlerce olay, beklemeler, mutluluktan uçmalar, başarılar, hezimetler, kazıklar, acı tecrübeler, sırt çevirenler, kucak açanlar, şaşkınlıklar.. Hepsi kafamın etrafında yıldızlar gibi döne döne uçuyor, bir nevi kısa film şeridi haline gelmiş..

Niyetim kar-zarar analizi ya da “yeni yılda alınacak kararlar” gibi tuhaf hesaplar yapmak değil.. Hani konuşurken düşüncelerimizi tam toparlayamamışsak “sesli düşünüyorum sadece” deriz ya, onun yazılı halini gerçekleştiriyorum şimdi.

Hayatım boyunca bir daha asla “asla” dememeyi öğrendim, kimsenin hayatını yargılamamayı, insanoğlu denen varlığın başına her şeyin gelebileceğini ve yapılan hatalardan ders alınması gerektiğini tecrübe edindim.

Geçen seneden sarkan ve mutlaka halletmek istediğim, hayat merdivenlerinin basamaklarından [ çok metaforik olduJ ] birini atladım; içimi ferahlattım..Zira kendisi önemsiz gibi gözüken ama meşakkatli bir süreç oldu benim için..

Çok önemli ve kritik rol oynayan insanların bir anda sahneden kulise geçebileceğini, hatta yüzlerinin bile unutulabileceklerini öğrendim bütün bu karmaşanın arasında..Eşin-dostun rezil de, vezir de edebileceğini, ama ailenin her daim sapasağlam arkanda duracağını öğrendim.

Şu hayatta babana bile güvenmeyeceksin” mottosunun yalan olduğunu, ademoğlunun ömr-ü hayatında sahiden sırtını dayayabileceği birilerinin olabileceğini ve ayrıca eski dosttan düşman olmayacağını anladım (umarım algılarım beni yanıltmıyordurJ )

Duyarlı olmanın ve olan bitene sessiz kalmamanın beni mutlu ettiğini bir kez daha teyid ettim..”Ben neyi değiştirebilirim ki şu koca dünyada ” demek yerine, en azından gayret göstermenin, vurdumduymaz olmamanın hazzını hissettim zaman zaman.

Bazen benmerkezci olmak gerektiğini ve kendini mutlu hissetmediğin yerde bulunmaman gerektiğini fark ettim.. Enerjini alan insanlar yerine, sana huzur verenlerin yanında olmanın önemini öğrendim..

Yardıma ihtiyacı olan birinin gereksinimini giderirsen, hem onu hem kendini tatmin ettiğini, keyiflendirdiğini bir kez daha tecrübe ettim.

Bakalım  “ben hayatta bunu öğrendim” gibi iddialı ve boyumdan büyük laflar etmemem gerektiğini ne zaman öğreneceğim:)

















3 Yorum

Filed under içimden geldiği gibi