Tag Archives: Karaköy

Dem

Haftalar oldu, hala damağımda, dimağımda Karaköy Dem Meyhane’nin tadı. Her yeri sevmek biraz görecelidir, ama burası sanırım daha fazla. Tabelası bile olmayan, karanlık hanın merdivenlerini çıkarken hissettim orayı seveceğimi. Yukarı çıkar çıkmaz da bayıldım manzaraya, 4-5 masalık küçücük, kutu gibi mekana.

Yer ayırtmak için birkaç kez telefonla konuştuğum Ufuk Bey karşılıyor bizi; karşılıyor dediysem, meze tezgahı, merdiven ve masaların arasındaki 50 cm mesafede sohbete koyuluyoruz. Bizi alacağı yer henüz boşalmadığından, kalabalık bir grubun masasına yerleştiriyor bizi. Herkes rahat, kimse “burası bizim masamız yalnız” bakışları atmıyor. Sanki bir evin salonundaki arkadaş grubu gibi oturuyoruz, gülüyoruz.

Lezzetli mezeler geliyor, sade, abartısız. Ara sıcaklar keza, ağızda dağılıyor. Levrek lokum, karides ve kalamar o kadar doyuruyor ki, balığa geçmeye hacet kalmıyor.

Dem Meyhane

Pek sevgili dostumuzun doğum günü için Karaköy balık pazarının girişindeki Halis Bekrizade’den aldığımız Şam tatlısına mum dikiyoruz, Dem ekibi sağolsun, ısrarlarımıza dayanamayıp demleme çayları yetiştiriyor tatlının yanına. İlk geldiğimizde işgal ettiğimiz, tüm gece sırt sırta oturduğumuz masaya da gönderiyoruz bir tabak..Doyamıyoruz keyfe, helva geliyor, bir tur daha dönüyoruz demli çaya, arada rakıyla..O kadar samimi ki mekan, laf olsun diye değil, gerçekten evde oturup manzaraya bakarak içiyoruz sanki. 2. helvayı söylediğimizde Ufuk Bey “amma tatlı yediniz yahu” deyip gülüyor, 3. tur çayla helvayı denkleştirip masamıza bırakıyor.

Bu kadar lezzete, sohbete ve samimiyete karşılık, –diğer meyhanelere kıyasla– gayet makul bir miktar ödeyip kalkıyoruz masadan, ağzımız kulaklarımızda.

Demimiz baki olsun.

Dem demişken, bu ara kafamın tozlu rafından indirdiğim şahane bir şarkı var aklımda. Fikret Kızılok’tan ayrı güzel, Mehmet Erdem’den bir başka dokunaklı “Bir Harmanım Bu Akşam”. Tavsiye olunur.

(…)

Çektiğim acıların demindeyim bu akşam
Pişman desem değilim
Bir harmanım bu akşam

Her gecenin sabahı
Her kışın bir baharı
Her şeyin bir zamanı
Benim dermanım yok

……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Etimolojik Not:    ‘Dem’ ne dolu, ne tınılı bir kelimedir. Hani şu yabancı dillerde tam karşılığı olmayan, Türkçe’nin derin sözcüklerinden. Gönül gibi, yürek gibi.. “Gönlüm kırık” yazsan mesela ya da “Yürek mi yedin bu ne cesaret” desen, anlamaz Britanyalı. Öyle bakar. Ezcümle; Türkçe pek hazineli. Koruyalım. Demlenelim.

……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

3 Yorum

Filed under Mutluluğun Tarifi : Yemek, Tadı Damağımda Kalanlar, Yemek

Karaköy Gezmeleri

Yazmamaya direniyorum. Zaten yazılacak çizilecek bir tarafı kalmayan rezil gündemden bahsedip de moralimi iyice bozmak istemiyorum ve bu trajediyi es geçerek, nadir gece gezmelerimizden bahsetmek istiyorum.

Karaköy modasına fazla uyabilmiş değiliz, fazla yolumuz düşmüyor; ama pek sevgili dostum sağolsun, ülkeye veda turlarında 2 güzel mekanı keşfetmemizi sağladı. Bunlardan ilki; Karaköy Lokantası.

Karaköy Gümrük binasının karşısında yer alan bu zarif meyhane; sempatik mimarisi, naif, abartıdan uzak dekorasyonu ve birbirinden harika mezeleri ile pek hoşumuza gitti. Bu tip lokantalarda seyretmekten en keyif aldığım yer; elbette meze vitrinidir ve Karaköy Lokantası bunun fazlasıyla hakkını veriyor. Birçok soğuk mezesini tattıktan sonra, ara sıcakları da denedik ve hepsinin çok lezzetli olduğuna karar verdik. Çok doyduğumuz için ana yemeğe geçme fırsatımız olmadı, ama eminim onlar da hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Ezcümle; meze ve meyhane sevenlere rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir yer.

Mezeler

Karaköy Lokantasıİkinci mekanımız; ilk gördüğümde kapısında metrelerce kuyruklar oluşturan insanlara şaşırdığım, fakat yine o pek sevdiğim dostumun vedası için toplaştığımız Fosil. Karaköy’ün sahil şeridinde yer alan Fosil’in muhteşem manzarasından bahsetmeliyim öncelikle, çünkü bence en önemli özelliği o. Burası kapalı bir mekan, ancak dışarı açılan minik balkonlarına çıktığınız zaman, bambaşka bir atmosfer ile karşılaşıyorsunuz. Topkapı Sarayı’ndan köprüye kadar, geniş bir İstanbul görüntüsü sizi içine çekiyor.

Fosil’de saat 22.00’ye kadar masalar mevcut, herkes uslu uslu yemeğini yiyor, ancak 22.00’den sonra personel bir anda masaları topluyor ve loş ışıklar eşliğinde gece kulübü ortamı oluşturuluyor. Bu noktadan sonra topluluğu tutmak, sohbet etmek hiç kolay değil, kendinizi ’80 ve 90′ yıllarının şarkılarına bırakıp salınmanız icap ediyor.  Müziklerin genel olarak gayet keyifli ve seçmece olduğunu belirteyim. Yemekler ise bir kulüp için ortalamanın üzerinde, servis gayet hızlı ve güleç.  3-4 saat sonunda hasarlı kulaklarım gürültülü müziği daha fazla kaldıramaz hale geliyor ve mekandan ayrılıyoruz. Bu tarz bir yere gitmek gerektiğinde tercih edeceğim bir seçenek Fosil. Birçok insanın buraya hayran olduğu, gecenin köründe bile kapıda kuyruk oluşturmalarından anlaşılıyordu. İyi eğlenceler…

Fosil

Not: Karaköy Lokantası bina fotoğrafını gurmerehberi.com, meze vitrinini foodspotting.com ve Fosil’in görüntüsünü de fosil.com.tr sitelerinden aldım.

Yorum bırakın

Filed under Gündem Dışı, Mutluluğun Tarifi : Yemek