İstanbul’dan kaçış

Kısa, doğaçlama, plansız ve yakın tatilleri daha çok seviyorum ben…Aylar önceden program yapılan, yer ayarlanan ve tarihi belirlenen tatiller sanki daha zevksiz, lezzetsiz oluyor; aynı tadı vermiyor. Kalacak yeri bile ayarlamadan, o anda karar verilip çıkılan yolculuklar, sanki felekten birkaç gün çalmışız gibi hissettiriyor bana…

İşte bu düşünceden hareketle, bir cumartesi sabahı evin önünden bindik otobüse, ver elini Kabataş. Yer bulma problemi sebebiyle 1 gece önce aldığımız deniz otobüsü biletleri cebimizde, tuttuk Mudanya’nın yolunu. 1 saat 15 dakika süren yolculuk sonrasında vardık şirin Bursa ilçesine.  Nisan ayında olmamıza rağmen akın akın yürüyen insan kalabalığı şaşırtıyor bizi önce, fakat hemen uyum sağlıyoruz ve yürüyerek Mütareke binasını, eski tren garından dönüştürülerek yapılan oteli ve ara sokakları gezmeye koyuluyoruz.

Mütareke Binası

Mütareke Binası

Mudanya

 

 

 

 

 

 

 

 

Ara sokakların içinde gördüğümüz şirin konaklardan birine yerleşip, sahili boydan boya yürüyüp temiz hava ve iyot kokusunun keyfine varıyoruz. Sahilin karmaşasından uzakta, deniz kenarının ücra bir köşesinde gördüğümüz mavi sandalyeli, kutu gibi bir balıkçıda soluklanıp kahvelerimizi yudumluyoruz çarşaf gibi denize bakarken…

Yıllardır duyduğumuz Trilye efsanesine bu kadar yaklaşmışken, balığı Mudanya’da yemek olmaz, o yüzden toparlanıp ilk bulduğumuz minibüsle meşhur balıkçı kasabasının yolunu tutuyoruz…

Trilye, yeni adıyla Zeytinbağı insana muazzam huzur veren, doğası şahane bir kasaba. Mudanya’dan minibüsle 15 dakikada ulaşılabiliyor, fakat henüz yaz sezonu açılmadığından; dönüş saatimizde araçlar bitmişti, bu yüzden taksi ile döndük.

Trilye

Oraya vardığımızda karanlık olması sebebiyle, doğal güzelliklerini tam manasıyla görememiş olsak da, sahilindeki lokantaların birinde balık yemek, tenha sokaklarında dolaşıp eski, tarihi evleri seyretmek, köy kahvesinde oturup gelene geçene bakan köy ahalisinin önünden geçip, sanki alıcıymış gibi emlakçının önünde durup evlerin fiyatlarına bakmak ve buradan bir ev alıp kafamıza esince gelerekkeyif yapmanın hayalini kurmak, sahildeki incik-boncukculardan bir iki hatıra almak ve İstanbul’u hiç düşünmeden streslerimizden arınmak pek keyifliydi.

 

Trilye’nin İstanbullular tarafından neden bu kadar sevildiğini anlamak zor değil; zira arabanız yoksa bile ulaşımı oldukça rahat, balıkları güzel ve İstanbul’un benzer lokantalarına göre uygun fiyatları var, havası, doğası, sessizliği huzur verici…

Sözün özü; İstanbul’dan kaçmak, ferahlamak, huzur bulmak istiyor, fakat uzun yollara gitmeye üşeniyorsanız, Mudanya-Trilye rotası tavsiyemdir… Hepinize keyifli gezmeler…

Trilye sahilindeki balık lokantaları

Trilye sahilindeki balık lokantaları

Not: Mütareke binası ve Mudanya sokaklarına ait fotoğrafları ben çektim, ancak Trilye ile ilgili 2 fotoğrafı http://www.zeytinbagi.bel.tr sitesinden aldım.

 

Yorum bırakın

Filed under Biri Kaçamak mı Dedi ?

Yorumunuz için teşekkürler...

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s